6 Nisan 2016 Çarşamba

İlkçağlarda Ankara

Ankara ve çevresinin milyonlarca yıl önceki flora ve faunası, bitki ve hayvan fosil kalıntıları Tabiat Tarihi Müzesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi/Ankara Bölümünde sergilenmektedir.

Tabiat Tarihi Müzesi’nde sergilenen, Ankara/Koserelik’te bulunmuş 193 milyon yıl yaşındaki dev bir Ammonoid (Mürekkep Balığı’nın atası) fosili ve Ankara/Beşkonak’taki balık fosili Ankara ve çevresinin uzun yıllar önce bir deniz olduğunu göstermektedir. Kazan İlçesi Güvenç mevkiinde bulduğumuz denize ait midye benzeri ve deniz yıldızlan gibi organizmalar da bu durumu desteklemektedir.

Anadolu’daki insan karakterli ilk fosil primat kalıntıları Fikret Ozansoy tarafından Ankara’da bulunmuş ve Ankara Pithecus Metai Ozansoy adı verilmiştir.

Ankara ve çevresi tarih öncesi çağlardan itibaren sürekli olarak yerleşim görmüştür. Ankara’nın bilinen tarihi Paleolitik Çağa kadar uzanmaktadır. Bu döneme ait çeşitli eserlere Gâvurkale, Ergazi, Lodumlu ve Maltepe’de rastlanmıştır.

Keçiören/Solfasol, Çubuk Çayı yakınındaki Eti Yokuşu, Bağlum, Ayaş-Güdül yakınındaki Karalar ve Tuz Gölü’nün kuzey ve doğu kıyılarında Alt Paleolitik dönem eserleri bulunmuştur. Mezolitik Çağa ait eserler ise Macunköy’de ele geçirilmiştir.

Ankara Kalesi’nde yapılan çalışmalarda. Neolitik Çağa ait bir taş baka parçası bulunmuştur.

Ahlatlıbel ile Koçumbeli’de Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağına ait bulunan küçük saray kalın tilan ise buralarda küçük prensliklerin olduğunu kanıtlamaktadır.

Ankara çevresindeki vadilerde Tunç Çağına ait bir ya da birkaç höyük bulunmuştur. Sincan, Atatürk Orman Çiftliği çevresi, Karaoglan, Yalıncak, Karayavşan, Bitik ve Polatlı/Karahöyük bunlar arasında sayılabilir. Bu dönemde yerleşik yaşamın başladığı, hayvanların evcilleştirildiği ve tarımın yapıldığı bilinmektedir.

Kent merkezindeki ilk yerleşmenin Ankara Kalesi’nin bulunduğu bölge olduğu tahmin edilmektedir. İlkçağ kentleri için zorunlu olan üç koşul Ankara’da mevcuttu. Güvenlik açısından ulaşılması zor olan sarp kayalıklı tepe, gıda gereksinimi için Çubuk Ovası ve su için de Hatip Çayı. Hİtitlerin Ankara’yı askeri bir garnizon olarak kullandıkları sanılmaktadır. Her ne kadar kent merkezinde Hititlere ait hiçbir kalıntı elde edilememişse de Mürted Ovasının yakınındaki M.O. 2000′e tarihlendiriİen Bitik’te erken Hitit dönemine ait bir bitik vazosu ele geçirilmiştir. Haymana yakınlarındaki Gâvurkale’de ise Hititlere ait dinsel alan kabartmaları bulunmuştur. Aynca Karaoğlan, Ayaş/Asarcık-Tekke, Polatlı/Karahöyük-Yassıhöyük, Etimesgut, Sincan, Mogan/Hacılar, Haymana/Külhöyük ve Çubuk/Aktepe-Karadana’da Hitit kalıntılarına rastlanmıştır.

Hitit İmparatorluğu”nun tarihe karışmasından sonra kent ve çevresi M.Ö. 8-7. yüzyıllarda Frig egemenliğine girer. Ankara’daki ilk önemli yerleşme Frigler döneminde olur. Bu dönemin izlerine Augustus Tapınağı’nın duvarlarında rastlanır. Friglerin ana tanrıçası Kibele’nin oturduğu tepenin bugünkü Hacı Bayram Camii ve çevresi olduğu yapılan kazılarda bulunan Frig kalıntıları ile gösterilmiştir. Geç Hitit ve Frig kabartmaları Atatürk Orman Çiftliği/tren istasyonu, Bahçelievler, Gölbaşı ve Etimesgut’ta ele geçirilmiştir. Ayrıca Atatürk Orman Çiftliği, Anıtkabir ve Bahçelievler arasında Frig nekropolünü oluşturan birçok tümülüs bulunmuştur. Bulunan bu eserler Anadolu Medeniyetler Müzesi ile ODTÜ Müzesi’nde sergilenmektedir. Bunun yanında Ulus kazısı, Karaoğlan, Hacılar, Bitik, Sincan höyüklerinde, Sincan/Tatlar, Ayaş/Gökler, Beypazarı/Boyalı-Fasılkaya ve Güdül/Kirmir Çayı Vadisi’nin kaya mağaralarında Frig eserleri görülmüştür. Bu döneme ait en fazla eser Gordion’dadır.

MÖ. 696/695 yıllarında İran’dan gelen Kimmerlerin Frigya’yı istilası ile Frig Krallığı yıkılır. Kimmerlerin geri çekilmesi ile bölgede Lidyahlar egemenlik kurarlar.

Lidyalılar M.Ö. 547′ ye kadar hüküm sür­müşlerdir. Bu dönem kent. Kral Yolu üzerinde ol­ması nedeniyle ticari ve askeri bir merkez konu­muna girmiştir. Ankara doğudaki Perslerle ve batıdaki site devletleri arasında Önemli bir pazar ye­ri olmuştur. Lidya Kralı Krezüs’ün M.Ö. 547′ de Pers Kralı Kyros’a yenilmesiyle kent Pers ege­menliğine geçer. Yaklaşık 200 yıllık Pers döne­minde Ankara önemli bir ticaret merkezi olma konumunu korur. Anadolu, Pers yönetiminde bir­çok satraplığa(valilik) bölünmüş ve Ankara, Daskyleion Satraplığı’nda yer alrmştır. Persler Anadolu’da çok önemli yol ağlan inşa etmişlerdir ve en önemlisi Kral Dareios Fin kurduğu Kral Yolu’dur. Daha sonra Makedonya Kralı Büyük iskender Anadolu’yu Helen dünyasına açmak için doğu seferine çıkarak M.Ö. 333 yılında Persleri tüm Anadolu’dan çıkarır. İskender Kral Yo­lunu Tuz Gölü civarına kaydırdığı için Ankara bir süre ticari yönden önemsiz konuma düşer. Ankyra adı yazılı kaynaklarda ilk kez Büyük isken­der’in Asya seferinde geçer. Büyük iskender Gordion’da ünlü düğümü keser ve daha sonra bir süre Ankara’da kalır. Onun M.Ö. 323 yılında Babil’de ölümü üzerine imparatorluk satraplıklara bölünürek, Ankara ve çevresi Antigonos’un payı­na düşer. Bölge, M.Ö. 301′ deki Ipsos savaşında Antigonos’un ölümünden sonra, önce komutan ve satrap Lysimakhos’ un ve daha sonrada M.Ö.281′de Lidya’da Korupedion savaşında Lysimakhos’u yenen I.Selevkos’un eline geçer, M.Ö. 278-189 yıllan arası Galatlann egemen­liğine girer. Galatlar Avrupa’da Kelt olarak bilinen Kuzey Avrupa’dan Akdeniz’e kadar uzanan ge­niş, istilacı ve yıkıcı bir kavimdir. 20.000 kişiyle hep doğudan batıya doğru bilinen göçlerin tersine batıdan doğuya gelerek Sakarya ve Kızılırmak arasında daha sonra Galatya adı verilen bölgeye yerleştiler. Galatlann üç kolundan biri olan Tektosag’lar Ankara’ya gelerek kendilerine başkent yaptılar. Diğer İki kol Pessinus (Sivrihisar/Ballıhisar) ve Tavium (Yozgat/Büyüknefes)’a yerleştiler. Ankara’nın belgelere dayalı düzeni Galatlarla baş­lar. Ankara’nın bu aralar çok geliştiği bilinmekte­dir.

Sivrihisar yolundaki Karalar (Asarkaya), Bağlum/Hisartepe, Sincan- Yenikent/Yeni Kayı-Akçaören-Esenler, Ayaş/Tiske- Canılh-Karalar, Polatlı/Basrikale-Hisarlıkaya ve Beypazan/Tabanoğlu-Dikmenkale’de Galatlara ait kale kalıntı­ları bulunmuştur.

KAYNAK: http://www.ankara.bel.tr/AbbSayfalari/Ankara_Tarih_Kultur_Dizisi/ankaranin_kisa_tarihi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder