6 Nisan 2016 Çarşamba

Roma Ve Bizans Dönemlerinde Ankara

Galatlar Romalılara karşı düşmanca tutuma girince M.Ö. 189′da Romalı General Vulso onları yapılan savaşta yendi ve yapılan barış anlaşma­sıyla Ankara’yı tekrar Galatlara bıraktı. M.Ö. 168′ de Bergama(Pergamon) Krallığı Ankara’yı istila etti. Romalılar tekrar harekete geçince geri çekildiler. Daha sonra Pontus Krallığı istila etti. Bunun üzerine yapılan savaşta Romalılar Pontuslan yendi.
Tüm bu karışıklıklardan sonra Roma İmpara­toru Augustus M.Ö. 25′ de Galatya’yı Roma’ya bağladı.

Ankara’run en parlak dönemi Roma împaratorluğu’nda Galatya eyaletinin başkenti olmasıy­la başlar. Metropolis yani Anakent unvanı alır. Doğu Roma’nın merkezi İstanbul, Ankara ise dinlenme kenti olmuştur. Kent askeri açıdan stra­tejik bir öneme sahipti. 600 yıl bölgeye hakim olurlar, ilk yıllarda kentin yönetimini Galat prenslerine bıraktılar. Kent Roma döneminde bir Çok yapılarla donatıldı ve diğer Roma kentlerinde olduğu gibi 12 semte (fiile) bölündü, içişlerinde bağımsız ve demokratik olarak, halk tarafından seçilen meclislerle yönetildi. Bu dönemde kentin alt yapısı tamamlanmış ve Elmadağ’dan taş boru­larla su getirilmiştir. Tahıl üretimi, dokumacılık ve hayvancılık alanında büyük gelişmeler sağlan­mıştır. MS. 3. yüzyılın başında imparator Caracalla kale duvarlarını onartmıştır. 4. yüzyılın or­talarına doğru Hıristiyanlığın yayılmasıyla kent, dini bir merkez olup 314 ve 358′ de Saint Synode adıyla kurulan Hıristiyanlık Meclisinin önem­li dini kararları almasında rol oynamıştır.

M.S. 3. yüzyılda Penslerin ve Gotların Anado­lu’ya akınları sonucunda Roma İmparatorluğu es­ki gücünü yitirdi. Kentteki yapıların çoğu tahrip oldu ve kıtlık ortaya çıktı, imparatorlukta oluşan sosyal ve ekonomik çöküntü kentin çevresinin surlarla çevrilmesine neden olmuştur. M.S. 395′te İmparatorluk ikiye ayrılınca doğuda Bi­zans egemenliği başlamıştır.

Bizans döneminde Ankara askeri ve ekono­mik açıdan yine önemini korudu. Dokumacılık ve ticaret gelişti. M.S. 622′de Sasanilerin daha son­raları da Arapların saldırılarına uğradı. M.S. 806′da Harun-el-Reşit ve 839′da El-Mutasin’in yağmalarına maruz kaldı. Bu kısa süreli ele geçiş­lerden sonra Bizanslılar tekrar duruma hakim ol­dular. 11.yüzyıla kadar bir barış dönemi oldu ve ticaret daha da gelişti.

11.yüzyılın ilk yarısındaki veba salgını, dep­rem ve kıtlık kentten göçlerin olmasına neden ol­muştur.

KAYNAK: http://www.ankara.bel.tr/AbbSayfalari/Ankara_Tarih_Kultur_Dizisi/ankaranin_kisa_tarihi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder